Sanatçının Sözleri
"İstediğim zaman gravürden pentüre, pentürden gravüre atlayabilirim. Benim resmimde varolan çelişki, belirsizlik, değişim öğeleri genelde çok güçlü hissettiğimiz toplumsal bir yapılanmanın da uzantısıdır."
Cumhuriyet (Röportaj), Ocak 1989
"Gravür olsun, boya resim olsun, kendi mantığı, esprisi, ifade gücü, plastik verileri ile tasarlanır ve gerçekleşir. Kendinden koşullarda oluşur. Biri diğerine feda edilmez. Gravürden, boya resme geçme bir süreklilik sonucudur. Gravürdeki ağır süreç, boyutlardaki sınırlılıktır belki beni boya resme yönelten. Gravürdeki alışkanlıklarım, yapma biçimlendirme eylemi, malzemeye egemenlik, tuval üzerinde boya-yüzey pratiğinde bir başka organik bütünlüğe boya yapısallığına dönüştü diyebilirim. Gravürdeki temel davranış ve ifadeye dayalı çizgisel, yazısal öğeler, tuvaldeki renk zenginliğiyle buluştuğunda daha güçlü plastik verilere dönüşebiliyor. Geniş boyutlarda bu heyecan ve coşku, dinamik bir usluba dönüşerek spontan hareketli üretim serüvenini nesnelleştiriyor."
LAMİ, "Asım İşler ile Söyleşi", 1988, Sayı: 3
"Sanatımız var olmanın, öğrenmenin ve yaşamı olumlu kılmanın yoludur."
Aralık 1991
"1988 yılından başlayan evre, benim resim geçmişimde yeni bir dönem olarak görülebilir. "Pierro'nun Çifte Portresi" ile kapanan soyutlama dönemi, "Op 89" (200x150cm) adlı çalışmam ve diğerleri ile, belirgin bir soyut resim ve dışavurumcu tutum ve anlayışı belgeler. Bu dönemde dikey boyutlara geçiş ve geniş ebatlarda ısrarlı tutum, açık form mantığı ve renk egemenliğinin ağırlık kazanması, karakteristik özellikleri oluşturur. Gerek boya resimler gerekse gravürlerde öngörülen geniş açık yaklaşım, açık form, karşıdanlık, fiziksel ve zihinsel bütünlüğün eyleme dönüşmesi, belirlenmemişlikle (indeterminacy) gelişen plastik kurgu ve yapısallık özgün değerler yaratır. Ve bir seri olarak "Opus"lar, "Zen Bahçesinin Sırları" temalı soyut kompozisyonlar estetik bütünlükte sonuçlara varmıştır."
Üç şehir, Resim ve Ben…, 2003, sayfa 50-52
"Görüneni yansıtma ve betimleme süreci benim resimsel deneyimimde ve eylemimde az bir yetkinlik ve tutum oluşturur. Çünkü ayna görevi aktarmak veya temsil işlevi, benim anlayışıma göre fotoğraf mekaniği sayesinde aşılmış demode olmuştur. Benim için yorum ve müdahale, analitik bakış ve tavır önemlidir. Bu bağlamda form ve espasın yeniden bozulup kurgulanması ve deformasyon yetkisi asıl ilkedir. Giderek soyutlama eylemi, resimsel yaratının temelini oluşturur. Yaratı bir uçtan diğer bir uca gider gelir. Hiç yoktan varolan, yeri ve benzeri olmayan düşünsel eylemsel bir öneridir. Sanatsal eylemin özgürlüğü, bir tür direniş, sorgulayış, evrensel, insancıl gerçekliğin irdelenmesi aralanması çabasıdır. Ancak bu gerçekliğe resimsel biçim, duyarlılık ve estetik düzen ile varılabilir. Bir bakıma sanat, sonsuzluğa ve ölüme karşı duruş, olumsuzluk, şiddet ve çirkinliğe karşı bir savunma ve bir çığlıktır. Sanat eseri ve sanatçı kimsenin satınalamayacağı ancak yer ve zaman değiştiren kalıcı bir varlık ve belgedir."
Üç şehir, Resim ve Ben…, 2003, sayfa 54-55